Yiğit Uzun gözaltı sürecini anlattı: Neden alındığımı hala bilmiyorum

Gazeteci Yiğit Uzun, 1 Kasım Pazar akşamı İzmir’de gözaltına alındı. Uzun, “yanıltıcı bilgi” sebebiyle gözaltına alındığı belirtilirken, bu bilginin “Hangi bilgi” olduğunun bilinmediğini söyledi. emniyette ifade vermediğini aktaran Uzun, savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldığını, daha sonra hemen ek ifade için çağrılıp bu kez adli kontrolle serbest kaldığını ifade etti.

Uzun’un gözaltı sürecine ilişkin aktardıkları şöyle:

Gazetecilik yaptım diye ev hapsindeyim. Elektronik kelepçenin boşa çıkmasını bekliyorum, çok yoğunluk varmış. Bu süreçte sıklıkla resmi polisler gelip kontrol ediyor.

Son yazımı paylaştıktan bir saat sonra koşa koşa evime operasyon yapıldı. Tüm elektronik cihazlarıma el konuldu. İki gün TEM Şube’de gözaltında tutuldum. Beni, bu ülkeye 30 sene hizmet etmiş babamın silah arkadaşları gözaltına aldı. Nedenini bile anlayamadım.

“Yanıltıcı bilgi” dediler geçtiler. Kimi, hangi bilgiyle yanıltmışım, belli değil. Yanıltıcı bilgi iddiasıyla neden Terörle Mücadele ekiplerinin geldiği belli değil. Savcı talimatı oraya yazmış. Sorulan sorular ise bambaşka. Emniyette ifade alınmadı, doğrudan savcı beyin huzuruna çıktım.

Yiğit Uzun (Gazeteci)

Önce ifadeden sonra savcılık tarafından serbest bırakıldım. Sağlık raporumu aldım. Ek birkaç soru daha olduğu söylendi, koşa koşa tekrar gittim. Israrla telefon şifrem istendi. Haber kaynaklarımı korumak için veremeyeceğimi, Gazeteci olduğumu söyledim. Yapacak bir şey yok dendi, sevk edildim.

Koşa koşa sevk edildiğim mahkemeye indim. Huzura çıkamadan, kendimi savunamadan, “yoğunluk” gerekçesiyle elime tutuşturulan bir karar kağıdıyla ev hapsi aldım. Hala neyle suçlandığımı bilmiyorum.

Vatandaşın çalınan parasının peşine düştüm diye altın bilezik beklerken prangayla taltif edildim.

Canları sağ olsun…

Şeref madalyamdır.

Ben kimsenin başını öne eğecek bir şey yapmadım.

Gözaltındayken kendimi savunamazken 14-15 trol hesaba, “Dezenformasyonlarıyla anılan Yiğit Uzun gözaltına alındı.” şeklinde tweetler attırılarak itibarsızlaştırılmaya çalışıldım. Birileri bunu yaptı. Siz ise seslerini kestiniz, bana sahip çıktınız.

Ha, bu günler elbet geçecek. Susanı da konuşanı da gördüm.

İzzetbegoviç’in dediği gibi:

“Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.”

Devran döner, onlarla da yüz yüze geliriz.

Tutuklu bütün meslektaşlarıma selam olsun. İnşallah TCK 217 sopasından kurtulacağımız günlere…

Author: Damla Turan